Çevre Dostu Şirketler
2Aslıhan Nasır - Businessweek dergisinin 2008 sonunda çıkan sayılarından biri Ceres tarafından hazırlanan bir rapora dayanarak, dünyanın en önemli tüketici ve teknoloji şirketlerinin çevre dostu politikalar izleme yolunda adımlar atmaya başladıklarını duyuruyordu. Ceres yatırımcılar ile çevrecileri bir araya getiren bir sivil toplum kuruluşu, kulağa ilginç geliyor değil mi?

Çevre ve toplum ile ilgili konulara eğilen, “sürdürülebilir refah”ı ilke edinen Kuzey Amerika merkezli bu kuruluşla Coca-Cola, BP, Citi, Dell, e-Bay, Time Warner, American Airlines gibi dünya çapında birçok markanın işbirliği içinde olduğunu görmekteyiz. Ceres’e üye bu şirketler, çevre ve sosyal konuları genel iş stratejilerine entegre ederek rekabet avantajı elde etmeyi hedeflemektedirler. Ceres’in 11 sektörden, 48’i Amerikan toplam 63 büyük markayı mercek altına yatıran ve ses getiren raporuna göre, çevreye duyarlılık açısından 2008 yılının en iyileri listesinde ilk üçte olan şirketler sırasıyla IBM, Tesco ve Dell. Öte yandan, 63 şirketin yarısından fazlası değerlendirmeye tabi oldukları konularda 100 üzerinden 50 puan bile alamamış durumdalar. Pek de iç açıcı bir durum değil, zira listenin tepesindeki IBM 79 puan alabilmiş. Yani daha kat edilmesi gereken çok yol var.
Küresel ısınma, iklim değişimi, enerji tüketiminde tasarruf, yenilenebilir enerji, Kyoto Protokolü, karbon kullanımın denetlenmesi gibi bir çok kavram hükümetlerin, tüketicilerin ve şirketlerin gündemine girmiş gözüküyor. İş dünyasının devleri enerji tasarrufu sağlayan ve çevreye dost ürünler geliştirmekle hem sürdürülebilir refah seviyesini yakalayarak rekabet üstünlüğü kazanmakta, hem de markalarının olumlu imaj ve itibarını arttırmayı hedeflemekteler. Hepsi güzel de uygulamada neler yapılıyor? Hangi firmalar söz konusu kavramları iş hayatına nasıl entegre ediyorlar? Örneğin, 26 puanla listede restoran sektöründe yer alan McDonald’s Fransa’daki restoranlarında özel hazırlanmış interaktif bir yazılım programı kullanarak, enerji tüketimini azaltmaktadır. Hem Burger King hem de McDonald’s pişirme verimliliğini arttırma amacıyla fritöz ve ızgaralarda randımanı yükseltecek yeni pişirme aletleri geliştirmeye çalışıyorlar. Yine Burger King yaklaşık 110 restoranında ısıtma ve soğutmada maliyetleri düşürecek ve tasarruf sağlayacak yeni restoran dizaynlarını hayata geçirdi. Nike, enerji politikalarını teşvik etmek amacıyla, tüm fabrikaları arasında en fazla enerji tasarrufu sağlayanı belirlemek için yarışma düzenlerken, kozmetik devi Estee Lauder gaz emilimini azaltmaya yönelik yatırımlar yapmaya başlamakta. Çalışanlarının işe gelip giderken kullandıkları ulaşım araçlarının neden olduğu hava kirliliğini önlemek için “evden çalışma”, “telekonferans” ve “mobil çalışma” gibi çeşitli tedbirleri uygulamaya koyan şirketler arasında ise Sun Microsystems, IBM ve Cisco gibi teknoloji firmaları öne çıkmakta. Roche ve Johson & Johson gibi ilaç ve tıbbi malzeme satan şirketler ise, yakın zamanda satış güçlerinin kullandıkları araçları hibrid araba modelleri (melez/farklı enerji türleri ile çalışabilen arabalar) ile değiştirmeye başladılar. Tesco ise mağazaları, distribütörleri ve tedarik zinciri için büyük-ölçekli karbon azaltma teknolojilerini desteklemek amacıyla “Sürdürülebilir Teknoloji Fonu”nu yakın zamanda hayata geçirdi. Nike’ın, ilk kez Belçika’da altı adet rüzgar tribünü ile üretilen yeşil enerjiyi kullanmaya başlaması da bir başka örnek.

Türkiye’de de bazı şirketler özellikle web sayfaları aracılığıyla çevreye verdikleri önemi ve bu doğrultuda yapmakta olduklarını tüketiciler ile paylaşmaktalar. Örneğin, Sony web sayfasında, “Sony Eko” ile tüketicileri ile ekolojik düşüncelerini paylaşmakta. Keza, Toshiba’nın web sayfasında reklamını yaptığı “ampul kadar elektrik harcayan klimaları” da enerji tasarrufu sağlayan ürünlere örnek olarak verilebilir.
Öte yandan, çevreye duyarlılık söz konusu olunca akla gelen bir başka kavram da ‘ters lojistik/reverse logistics’. Yani, ürün ve parçaların tekrar kullanılması ile ilgili tüm işlemleri ve uygulamaları içeren bir kavram. Bir başka deyişle, bir ürünün kullanıldıktan/işlevini bitirdikten sonra, son kullanıcıdan/tüketiciden firmaya veya tedarik zincirindeki ilgili şirkete doğru geri akışıdır. Bunu, özellikle teknoloji firmalarının sıkça uygulamaya başladığını görüyoruz. Örneğin, laptopların bataryalarının üretici firmalar tarafından toplanması, kullanılmayan veya eskiyen cep telefonlarının geri alınması gibi. Bu kavram Türkiye için her ne kadar yeni gibi gözükse de, yurtdışında “Reverse Logistics Association” gibi birlik ve “Reverse Logistics Magazine” gibi dergiler ile etkinliğini attırmakta.

Peki ama şirketlerin çevre dostu ürün, uygulama ve süreçleri daha hızlı ve kalıcı olarak adapte etmelerini sağlamak için neler yapılabilir? İşte size bir dizi öneriler:
• İklim değişimi ve sonuçları, şirketlerin yönetim kurulu üyeleri ve CEO’ları için öncelikli yönetim konusu olmalıdır,
• Şirketlerin CEO ve diğer üst düzey yöneticilerinin maaş ve terfilerini çevreye duyarlılık, enerji tasarrufu gibi performans ölçütleri ile ilişkilendirmek,
• Tüm büyük sermaye yatırımlarında, enerji verimliliği hedeflerini ve enerji verimliliği değerlendirme kriterlerini zorunlu kılmak,
• Tedarik zinciri yönetiminin, enerji verimliliği ve gaz emilimi gibi konulara verdiği önemin arttırılması (özellikle hammadde çıkarımı, üretim, taşıma/ulaşım ve paketleme/ambalajlama gibi işlemlerden kaynaklanan çevreye verilen zararlar için)
• Yenilenebilir enerji satın alım hedeflerinin konulması,
• İklim ve çevre duyarlılığına yönelik girişimler için, çalışanları eğiten, ödüllendiren programların şirket çapında uygulanması ve yaygınlaştırılması.
Konunun şirketleri ilgilendiren tarafı kadar tüketicileri ve ülke yönetimlerini ilgilendiren yönleri de var. Tüketicilerin bilinçlendirilmesi ve eğitilmesi, çevreye duyarlı ürünleri tercih etmeleri de, hatta bir takım alışkanlıklarının değiştirilmesi de önemli etkenler arasında. Ülke yönetimlerinin ise çevreye zararlı ürünlere daha fazla vergi koyarak caydırıcı politikalar izlemesi, yenilenebilir enerji kullanımını destekleyici ve özendirici uygulamalarda bulunması, denetleme mekanizmalarını daha iyi kullanması ilk akla gelen önlemler.
Dileriz hem Türk şirketleri hem de Türkiye’de faaliyet gösteren yabancı şirketler en kısa zamanda doğaya zarar vermeyen, küresel ısınmaya sebep olmayan ürün ve uygulamalar ile ön plana çıkarlar. Tabii, bunu talep eden ve buna değer veren bir müşteri profilinin oluşması da en büyük arzumuz.
Businessweek (2008). “The Greening of the Corporation”. Dec. 11, 2008. By Heather Green.
Ceres (2008). “Corporate Governance and Climate Change: Consumer and Technology Companies”.
Bu yazı ChatterBoxtr.com‘da yayınlanmak üzere Aslıhan Nasır tarafından yazılmıştır.


ChatterBoxTr’de Yayınlanan Son 4 Yazı | Afşın Avcı
Mayıs 22, 2009[...] Yazının devamı şurada: http://www.chatterboxtr.com/cevre-dostu-sirketler [...]
Nur Alim Mantas
Temmuz 05, 2009Iyi gunler Aslihan hanim
Yazinizi okudum. grecekten cevreyi umarsizca kirlettigimiz son yuzyilimizda bu gibi konulara daginmeniz cok sevindirici. Sirketler karlarini maximum yapma ugruna dogayi ve insanligi da yok ediyorlar. Umarim Turkiyede bu konuda bilinc duzeyi artar. Ben ABD de yuksek lisans yapiyorum. Tez yazma asamasinda sizin yazinizla karsilastim. tezimin konusu “Turkiye yesil devrimin neresinde.” Cok faydali bilgiler buldum fakat acikcasi sirketler bazinda detayli bilgilere ulasamadim. Yani Turkiyedeki sirketlerin cevre dostu faaliyetlerinin ornek uygulamarina bir turlu rastlayamadim. Sizde boyle uygulama ornekleri var mi? Varsa paylasirsaniz cok memnun olurum. Calismalarinizda basarilar.
Nur Alim Mantas
Yuksek Lisans Ogrencisi
Dominican Uni.
Chicago