<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ChatterBoxTr &#187; üniversite</title>
	<atom:link href="http://www.chatterboxtr.com/tag/universite/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.chatterboxtr.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 22 Dec 2011 11:00:17 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1.2</generator>
		<item>
		<title>Sosyal Medya Bir Üniversite Ögrencisine Ne Ifade Eder?</title>
		<link>http://www.chatterboxtr.com/sosyal-medya-bir-universite-ogrencisine-ne-ifade-eder/</link>
		<comments>http://www.chatterboxtr.com/sosyal-medya-bir-universite-ogrencisine-ne-ifade-eder/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Nov 2009 12:11:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Afşın Avcı</dc:creator>
				<category><![CDATA[Featured]]></category>
		<category><![CDATA[Headline]]></category>
		<category><![CDATA[Kariyer]]></category>
		<category><![CDATA[Trend]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.chatterboxtr.com/?p=401</guid>
		<description><![CDATA[Afşın Avcı &#8211; Son bir yıldır neredeyse herkesin dilinde dolanan bir terim olan sosyal medyadan nasıl yararlanılabilir acaba? Sosyal medyanın tanımını yapmak istemiyorum. Zaten bunun ne anlama geldiğini henüz kestirememiş olan veya farkında olmayan üniversite öğrencilerine sosyal medyanın nasıl kullanılacağından bahsetmek manasız olur. Yine de ufak bir tüyo; Youtube’daki &#8220;Social Media in Plain English&#8221; videosu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>Afşın Avcı</em></strong> &#8211; Son bir yıldır neredeyse herkesin dilinde dolanan bir terim olan<a href="http://mashable.com/2009/04/07/social-media-career-success/" target="_blank"> sosyal medyadan nasıl yararlanılabilir</a> acaba? Sosyal medyanın tanımını yapmak istemiyorum. Zaten bunun ne anlama geldiğini henüz kestirememiş olan veya farkında olmayan üniversite öğrencilerine sosyal medyanın nasıl kullanılacağından bahsetmek manasız olur.</p>
<p>Yine de ufak bir tüyo; Youtube’daki <a href="http://www.youtube.com/watch?v=MpIOClX1jPE" target="_blank">&#8220;Social Media in Plain English</a>&#8221; videosu bu konuda bir fikir verecektir.</p>
<p>Tabir itibariyle, sosyal medya çok geniş bir alanı kapsadığı için bir üniversite öğrencisinin bu alanın her köşesinden yararlanması zaten mümkün değil. Dolayısıyla önemli bazı araçlara odaklanmak bu durumda doğru bir secim olur.</p>
<p>Sosyal networking araçları günümüzde bir kişi hakkında profesyonel anlamda bilgi almak için en uygun platformlar. Bu platformların basında xing ve linkedin geliyor. Konferanslarda veya toplantılarda gerçekleştirilen kontaklar bu araçlar aracılığıyla kuvvetlendiriliyor. Ayni şekilde is başvuruları da benzer araçlar üzerinden kontrol edilebiliyor. Bu araçların hayati olmalarının sebebi bilgi! Sizin hakkınızdaki güncel bilgilere istediği zaman ulaşmak isteyen bir ise alım sorumlusunun kullanabileceği en iyi araç şüphesiz bu bahsettiklerim olacaktır. Çünkü cv statiktir. İş başvurusundan 4 ay sonra hala ayni şeyleri anlatır.</p>
<p><img class="aligncenter" src="http://frenchguyonair.files.wordpress.com/2008/08/socialmedialandscape.jpg" alt="" width="503" height="377" /></p>
<p>Profesyonel networklerin arkasında duran, buzdağının belki de görünmeyen kısmını anlatan sosyal komüniteler. Kanada&#8217;da IBM tarafından işinden çıkartılan Nathalie Blanchard isimli bir kadın sigorta şirketinden depresyondan kurtulması için her ay para yardımı alıyordu. Sigorta şirketinin(Manulife) Natalie Blanchard’ın Facebook’taki bazı fotoğraflarını görmesi bu yardımı <a href="http://thenextweb.com/2009/11/20/facebook-costs-candian-woman-insurance/" target="_blank">kesmesine neden oldu</a>. Bu fotoğraflarda Natalie arkadaşlarıyla barda eğlenirken veya doğum gününde plajda güneşin keyfini çıkartırken görüntüleniyordu. Burada dikkat edilmesi gereken nokta bu komünitelerin sizi ispiyonlamaması.</p>
<p>Ülkemizde pek yaygın olmamakla birlikte üniversitede okurken kariyer hedefini belirleyen bir öğrenci için örneğin Twitter ve FriendFeed altın değerinde. Bu tip sosyal medya araçlarında çalışmak istediğiniz sektördeki kişileri takip ederek iletişim kurma imkânınız mevcut.</p>
<p>Sosyal medya araçları is arayan bir öğrenciye çok çeşitli fırsatlar sunabilir. Fakat.. Pratiğe dökünce gerçekten öyle mi? Bu konunun üç odağı var.</p>
<p>Öncelikle üniversite öğrencilerinin kendileri. Sektörde iş ve pozisyon azlığından yakınan öğrencilerin sosyal medya profillerini bırakın, özgeçmişlerini güncellemekten bile aciz olduğunu görüyoruz. Bu daha çok emek vermeden bir şeyler elde etmeye alışmanın sonucu. Çünkü artık nereden nasıl mezun olduğunuz çok da önemli değil. Önemli olan fark yaratmak. Tepeden tırnağa bir fark yaratmaktan söz ediyorum. Bir üniversite öğrencisi bahsettiğim araçları kullanarak bir fark yaratamıyorsa, bir şirketin bu öğrenci için yapabileceği pek az şey vardır. Bu noktada fark yaratmanın yolu, planlı ve bilinçli bir sosyal medya kullanımından geçiyor. Yani bu araçları kullanmak gerektiği için değil de profesyonel olarak kendimizi daha iyi ifade etmemize yardımcı olduğu için kullanmaktan bahsediyorum.</p>
<p><img class="aligncenter" src="http://blog.searchenginewatch.com/social-media-people.JPG" alt="" width="450" height="300" /><br />
Şirketler açısından baktığımızda bu araçların özellikle Türkiye’de çok da ayırt edici bir anlam taşımadığını söylemeliyim. Yavaş bir geçiş dönemi yaşamakla beraber geleneksel işe alım yöntemleri hükümranlığını sürdürüyor. Bazı uluslar arası şirketleri burada ayrı tutalım. Online iş arama sitelerinde hala bazı şirketler veritabanı amaçlı iş ilanları yayınlıyorlar. Bu ilanlara başvurup da aynı cevabı alan öğrencilerin bu şirketleri pek de iyi anmadıklarını itiraf etmeliyim. Yine bazı özgeçmişlerin İK müdürlerinin masasında “daha uzun” durmalarını sağlayan bazı sebepler yaşamaya devam ettikçe Türkiye’de sosyal medya araçlarının şirketler açısından önemsenmesini beklemek çok da doğru olmaz. Fakat umutsuz olmamak lazım. Nitekim çoğu uluslar arası şirket gelen başvuru sahiplerinin Xing ve LinkedIn profillerini ziyaret etmeden işe alımları gerçekleştirmiyorlar.<br />
Konunun son odağı belki de doğrudan konuyla alakası olmayan akademisyenler. Üniversitelerdeki akademisyenler hala piyasa şartlarından bihaber. Birkaç üniversite haricinde öğretim görevlileri öğrencileri sadece “ders” ve “sınav” odaklı, lise eğitiminden farklı olmayan bir eğitim modeliyle eğitmeye çalışıyorlar. Bir akademisyenin esas görevi öğrencisinin işe alınmasını garantilemek olmamasına rağmen ona bu ortamı sağlamakla yükümlüdür diye düşünüyorum. Bunun için ilgili olduğu konu ile gerek özel sektör gerekse de devlet birimleriyle her daim ilişkide olan ve bu konu hakkında gerekli araştırmaları yapan akademisyenlere ihtiyaç var. Fakat herhangi bir üniversitede pazarlama dersi veren bir akademisyenin “interaktif pazarlama”nın farkında olup olmadığı tartışmaya açık doğrusu. Ya da insan kaynaklarını kapsayan bir bölümde eğitim gören öğrencilerin Online Özgeçmişler hakkında ne kadar eğitim aldıkları meçhul.</p>
<p><img class="aligncenter" src="http://tempeaz.usachamber.com/virDirEditorAssets/TempeAZ/chamberAccess/soc%20media1.jpg" alt="" width="472" height="315" /><br />
<a href="http://mashable.com/2009/03/13/twitter-jobs/">Sadece Twitter dahi artık iş aramak için kullanılabiliyor</a>. Burada bir parantez açmak gerekebilir; hiçbir sosyal medya aracı bir öğrenciye direkt olarak iş sağlamaz. Bu tip araçlar networking amacıyla kullanıldığı zaman meyvelerini vermeye başlar. Ama Türkiye’nin diğer teknolojik trendlerde olduğu gibi bu trendi yakalamasında da biraz zamana ihtiyacı var. Gördüğüm kadarıyla Boğaziçi, Sabancı, Bilgi, ODTÜ ve Bilkent gibi öncü üniversiteler hem öğrenciler hem de akademisyenler açısından bu konuya hayli hâkimler. Topyekûn bir gelişmeyi ise üniversite öğrencilerinin bu araçları kullanmadaki ısrarcılığı getirecektir. Yani öğrenciler LinkedIn, Twitter, Xing, FriendFeed gibi araçları iş fırsatları için kullanmakta ısrarcı oldukça hem şirketler buna kulak tıkayamayacak hem de akademisyenler bu araçların ne anlama geldiği konusunda fikir sahibi olacaklardır.</p>
<p><em>Bu yazı </em><a style="margin: 0px; padding: 0px; color: #3c78a7; text-decoration: none;" href="../"><em>ChatterBoxtr.com</em></a><em>‘da yayınlanmak üzere Afşın Avcı tarafından yazılmıştır.</em></p>
<p><img class="aligncenter" src="http://www.chatterboxtr.com/wp-content/writers/afsinavci.png" alt="" width="575" height="125" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.chatterboxtr.com/sosyal-medya-bir-universite-ogrencisine-ne-ifade-eder/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Okurken Çalısmak… Ama Nasıl?(3)</title>
		<link>http://www.chatterboxtr.com/okurken-calismak%e2%80%a6-ama-nasil3/</link>
		<comments>http://www.chatterboxtr.com/okurken-calismak%e2%80%a6-ama-nasil3/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 31 Aug 2009 08:25:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Afşın Avcı</dc:creator>
				<category><![CDATA[Featured]]></category>
		<category><![CDATA[Headline]]></category>
		<category><![CDATA[Kariyer]]></category>
		<category><![CDATA[Okurken Çalışmak]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.chatterboxtr.com/?p=373</guid>
		<description><![CDATA[Ebru Baranseli - Sevgili Afşın Avcı, ChatterboxTr için hazırladıkları yazı dizisinden bahsedip, &#8220;Üniversite öğrencilerinin eğitimleri sırasında çalıştıkları veya çalış(a)madıkları işler&#8221; konusunda bana söz vermek istediklerini söylediğinde, konunun uzmanı olmadığım için yazamayacağımı düşündüm. Zira okurken çalışmak konusu diğer pek çok konu gibi Türkiye söz konusu olduğunda sosyolojik bir inceleme alanı kanımca. Yazı dizisine ait diğer iki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>Ebru Baranseli </em></strong>- Sevgili Afşın Avcı, ChatterboxTr için hazırladıkları <a href="http://www.chatterboxtr.com/tag/okurken-calismak/" target="_blank">yazı dizisinden</a> bahsedip, &#8220;Üniversite öğrencilerinin eğitimleri sırasında çalıştıkları veya çalış(a)madıkları işler&#8221; konusunda bana söz vermek istediklerini söylediğinde, konunun uzmanı olmadığım için yazamayacağımı düşündüm. Zira okurken çalışmak konusu diğer pek çok konu gibi Türkiye söz konusu olduğunda <em>sosyolojik</em> bir inceleme alanı kanımca. Yazı dizisine ait diğer iki yazıyı okuduğumda söyleneceklerin çoğunun söylenmiş olduğunu da farkettim.</p>
<p><a href="http://www.chatterboxtr.com/okurken-calismak-ama-nasil1/" target="_blank">Sevgili İpek Aral Kişioğlu, gerek kişisel deneyimlerini, gerekse uzmanı olduğu alanla ilgili bilgilerini anlaşılır ve akılda kalıcı bir şekilde paylaşmış.</a> Okurken çalışmak isteyip de! çalış-a-mayanların <em>psikolojik bahanelerini</em> sıralayıp neden bahane olduklarını da açıklamış.<a href="http://www.chatterboxtr.com/okurken-calismak%E2%80%A6-ama-nasil2/" target="_blank"> Feyyaz Bicak ise üniversite öğrencisi olarak, okurken çalışmak fikrinin <em>Türk aile yapısı ve kültürel faktörlerle</em> ilgili bağlarına değinip, lise döneminde başlayan deneyimlerinden söz etmiş</a>. Okurken çalışmak isteyenlerin karşılaşacağı olası tepki ve güçlerin yanısıra çalışmanın kattığı değerleri anlatmış.</p>
<p>Her iki yazı da konuyla ilgili endişeleri, nedenlerini, sonuçlarını ve aksi tercihin getirilerini çok yerinde saptamalarla dile getirmiş. Bir akademisyen olarak görüşüm istendiğinden, yazı dizisine katkımın kendi öğrencilik yıllarımdaki deneyimlerin yanısıra Anadolu Üniversitesi&#8217;nde, öğrencilere ait gözlemlerimi paylaşarak mümkün olacağına karar verdim.</p>
<p style="text-align: left;">Grafik Tasarım lisans yıllarında zorunlu staj yaptığım ajanstan yarı zamanlı iş teklifi gelmesiyle başlayan çalışma hayatı serüvenim, öğrenciliğim boyunca aynı tempoda sürdü. Öğrenim gördüğüm alanda çalışıyor olmanın sayısız avantajını yaşadım. Buna rağmen güçlükleri de oldu elbette. Tahmin edileceği üzre aileden gelen tepkiler ve ikna çabaları bu güçlüklerin başında geliyordu. Ailemin tek endişesi geç saate kadar çalışıyor olmamdı. Sonunda bu konudaki heyecan, istek ve hevesimi farkedip, arada uyarılar yapmak dışında okurken çalışmama ikna oldular, okul ve derslerimle ilgili herhangi bir endişeleri yoktu zaten. Çeşitli nedenlerle okuldan, hocalardan gelen tepkiler de vardı ancak bunlar tercihlerini bilinçli bir şekilde yapan ve sorumluluklarını yerine getirebilenler için sorun sayılmayacağından söz etmeye gerek görmüyorum. Belki baskı altındayken farkında olmayabilirsiniz ancak hayatınızla ilgili en doğru kararlar sorumluluğunu kimsenin üzerine atamayacağınız, olası risk ve sonuçlarını göğüslemeye hazır olduğunuz kararlardır. Diğer yandan, Grafik Tasarım, Sinema- Televizyon v.b. uygulamalı alanlarda okurken çalışmak, def-i bela kabilinden yapılacak bir stajdan çok daha önemli deneyimler kazandırır. Bu deneyimler ilgili bilgisayar programlarını, teknik ekipmanı kullanmak, alışmak,  teknik  anlamda beceri kazanmanın yanısıra problem çözmek, araştırma yöntemleri ve fikir bulmak gibi önemli adımları kapsamaktadır. Sözünü ettiğimiz bu adımlar ne kadar erken hayatınızın bir parçası haline gelirse o kadar hızlı ilerler ve o kadar kolay disipline olabilirsiniz. Özellikle bilgi ve iletişimin bu denli önemli olduğu,  iletişim teknolojilerinin hızla değiştiği bir zamanda yaşıyorsanız elinizdeki en önemli anahtarlardan biri şüphesiz bu deneyimler olacaktır.</p>
<p style="text-align: center;">
<p>Okurken çalışmanın avantajlarını, akademisyen olduktan sonra bu defa öğrencilerim sayesinde gördüm. Öncelikle onları sektöre hazırlarken bilginin dışında tecrübelerinizi de paylaşmanız önem arzetmekte.  Mezun olduktan sonra sektörde çalışmayı tercih etmeyip (ki bu durumda bile mezuniyet sonrası bir süre sektörel tecrübe kazanmalarını öneririm), akademisyen olmaya karar verenlerin de doğal olarak bu deneyime ihtiyacı olacaktır. Zorunlu staj programı öğrencileri çalışacakları alana hazırlamaya yönelikse de çalışma hayatının sağlayacağı özgüven, sorumluluk bilinci, ekip çalışması disiplini yanısıra ekonomik getirilerin de önemli bir motivasyon olduğu açıktır.</p>
<p>Okurken çalışmak isteyen öğrenciler, aşırı sahiplenmiş aile, kültürel, çevresel ve psikolojik faktörleri bir şekilde aşıp çalışma hayatına atılmaya kararlı oldukları noktada da iş seçimi ve iş bulmak gibi sorunlarla başbaşa kalacaklardır. Bu aşamada yaşadıkları iyi ve kötü her tecrübe önemli birer ders niteliğindedir. Kendi alanları dışında, farklı söktörel deneyimler de kişisel gelişim açısından katkılar sağlayacaktır. Bir de okudukları üniversitelerin öğrencilerine sunduğu çalışma olanakları bulunmaktadır. Anadolu Üniversitesi’nde farklı birimlerde pek çok öğrenci, öğrenci işçi statüsünde çalışmaktadır. Öğrenciler ders programlarına uygun saatler dahilinde, yemekhanelerden, televizyon stüdyolarına, grafik tasarım ofislerinden, fakülte ve yüksekokullara, etkinlik organizasyonlarından, kütüphaneye, radyoya, basımevine kadar çeşitlilik gösteren birimlerde talepler ve kişisel tercihleri doğrultusunda kendi alanlarında veya alan dışı çalışma imkanına sahipler. Bu sayede çalışma hayatını okul programalarını da aksatmayacak bir takvimle deneyimleme fırsatı bulmaktadırlar. Öğrenciler çalıştıkları saat üzerinden belli bir miktarda ücretlendirilmekte bu sayede kişisel gelirlerine de katkı sağlamaktadırlar. Öğrenci işçi olarak çalıştıkları dönemi önemli bir iş tecrübesi olarak cv&#8217;lerine de eklemektedirler.</p>
<p>Üniversite dönemi kalıcı arkadaşlıkların, eğlencenin, birey olma yolundaki mücadelenin, kişisel gelişim, değişim ve dönüşümün en yoğun olduğu dönem olarak değerlendirildiğinde, bu dönemde kazanılan iş tecrübesinin önemi biraz daha ortaya çıkmaktatır. Eskişehir gibi üniversite şehri olarak anılan, öğrenci nüfusunun yoğun olduğu şehirlerde çalışma deneyimi kazanmanın diğer şehirlere oranla çok daha kolay olduğunu düşünüyorum. Ailesinden uzakta okuyan öğrenci, henüz şehre geldiğinde kendi ayakları üzerinde durma adına ilk tecrübesini edinmiştir. Kaldığı yurtta veya kiraladığı evde kendi kararlarının önemini, sorumluluklarını ve hayatının bu kararlar doğrultusunda şekilleneceğini ister istemez farkedecektir. Birey olma yolundaki bu ilk adımı okurken çalışma kararı/tercihi izlerse bu kişisel gelişimi adına önemli bir fırsat olacaktır. Üniversitenin ve şehrin sunduğu olanaklar dahilinde bu fırsatın değerlendirmesi hiç de güç değildir. Sadece istek ve heyecan işidir.</p>
<p style="text-align: center;">
<p>Farklı şartlar insanlara farklı katkılar sağlar, önemli olan farkındalık çünkü ancak farkettiğinizde gayet kötü bir tecrübenin bile size olan olumlu katkısını görebilir ve değerlendirebilirsiniz. İlerlemek, karşınıza çıkan olumsuzluk ve engelleri yeni stratejiler, yeni yöntemler geliştirmek için kullandığınızda mümkün olacaktır. Tek bir amaca motive olup, tek yönde yol almaya çalışmaktansa olasılıklara da açık olmanızı öneririm. Böylece sadece bir yolculuk yapmak yerine manzaranın da tadını çıkarma imkanı bulacaksınız. Başarılar dilerim.</p>
<p><em>Dizinin ilk iki yazısına buradan ulaşabilirsiniz: <a href="http://www.chatterboxtr.com/okurken-calismak%E2%80%A6-ama-nasil2/" target="_blank">Okurnen Çalışmak… Ama Nasıl?(1)</a>, <a href="http://www.chatterboxtr.com/okurken-calismak%E2%80%A6-ama-nasil2/" target="_blank">Okurken Çalışmak&#8230; Ama Nasıl?(2)<br />
</a></em></p>
<p><em>Bu yazı </em><a style="margin: 0px; padding: 0px; color: #3c78a7; text-decoration: none;" href="../"><em>ChatterBoxtr.com</em></a><em>‘da yayınlanmak üzere Ebru Baranseli tarafından yazılmıştır.</em></p>
<p><img class="aligncenter" src="http://www.chatterboxtr.com/wp-content/writers/ebrubaranseli.png" alt="" width="575" height="125" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.chatterboxtr.com/okurken-calismak%e2%80%a6-ama-nasil3/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>30</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Okurken Çalısmak… Ama Nasıl?(2)</title>
		<link>http://www.chatterboxtr.com/okurken-calismak%e2%80%a6-ama-nasil2/</link>
		<comments>http://www.chatterboxtr.com/okurken-calismak%e2%80%a6-ama-nasil2/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 Aug 2009 08:44:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Afşın Avcı</dc:creator>
				<category><![CDATA[Featured]]></category>
		<category><![CDATA[Headline]]></category>
		<category><![CDATA[Kariyer]]></category>
		<category><![CDATA[Okurken Çalışmak]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.chatterboxtr.com/?p=359</guid>
		<description><![CDATA[Feyyaz Bicak - Öğrencilik süresinde, özellikle de üniversite eğitimi sırasında yarı zamanlı işlerde çalışarak boş zamanlarını değerlendirmek çoğu Türk gencinin pek de alışık olmadığı bir tercih. Aslında pek çok ülkede öğrencilerin üniversite yıllarında yan işlerde çalışıp kişisel bütçelerini yaratmaları çok önemli bir deneyim. Ülkemizde gerek kültürel yapı gerekse aile içi yaşamsal sorumluluk geleneği gereği gençler [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Feyyaz Bicak </strong></em>- Öğrencilik süresinde, özellikle de üniversite eğitimi sırasında yarı zamanlı işlerde çalışarak boş zamanlarını değerlendirmek çoğu Türk gencinin pek de alışık olmadığı bir tercih. Aslında pek çok ülkede öğrencilerin üniversite yıllarında yan işlerde çalışıp kişisel bütçelerini yaratmaları çok önemli bir deneyim. Ülkemizde gerek kültürel yapı gerekse aile içi yaşamsal sorumluluk geleneği gereği gençler ve aileleri bu okurken çalışma fikrine temkinli yaklaşmaktalar. Bu önyargıyı görmezden gelip, çalışmanın kişisel gelişimine katkısını da fark edebilen bir öğrenci, günümüz şartlarında kendisini etrafındaki birçok insandan “farklı” kılma yolunda önemli bir kazanım edinebilir.</p>
<p><a href="http://www.chatterboxtr.com/wp-content/uploads/2009/08/part-time-jobs_4-22-08.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-360" title="part-time-jobs_4-22-08" src="http://www.chatterboxtr.com/wp-content/uploads/2009/08/part-time-jobs_4-22-08-300x225.jpg" alt="part-time-jobs_4-22-08" width="300" height="225" /></a>Gerçek anlamda sorumluluk alarak çalışmanın, kendi öz kazancının hesabını tutmanın, çok farklı insanlarla tanışıp onların deneyimlerinden yararlanmanın, yapabildiklerinin ve yapamayacaklarının ayırdına varmanın tadını ilk olarak lise yıllarında tatmıştım. Yaz aylarında bir plajda büfede çalışarak kazandığım ilk paranın tadını hala unutmam. O günlerde en büyük amacım zaten bütün yaz denize girdiğim yerde eğlenceme ufak bir heyecan ve maddi anlamda cebime katkı sağlamaktı. Daha sonraları üniversitede fuar görevlisinden bir hazır giyim mağazasında tezgâhtarlığa, barda garson olarak çalışmaktan anketörlüğe kadar çok farklı işlerde çalışma imkânım oldu. Üstelik bunlardan bazılarını yurtdışında da tecrübe etme şansım oldu.</p>
<p>Kuşkusuz bunları yaparken aynı zamanda okula gitmek biraz zorlayıcı olabiliyor; ancak okurken bu tip işlerde çalışmanın faydasını gördükçe bu zor durumun aslında çok değerli bir yatırıma dönüştüğü gerçeği sizin kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlıyor.</p>
<p>Okurken çalışmanın belki de en olumsuz yanı ülkemizde çok farklı tepkilerle karşılaşıyor olmanız. Aldığınız tepkilerin çalışma kararınızda ve iş seçiminizde engelleyici etkileri olabilir. Böyle durumlarda yapmanız gereken gerçekten çalışmayı isteyip istemediğinizdir. Bu kararı gerçek anlamda verirseniz genellikle etrafınıza çok da aldırmıyorsunuz.</p>
<p>Aldığım olumsuz tepkilerden çok olumlu tepkilerin ne kadar motive edici olduğundan bahsetmek istiyorum. Çalışmanın ne kadar önemli ve değerli bir etkinlik olduğunun farkında olan tanıdıklarınızın takdirlerini kazandığınızda ve kendinizde olan pozitif gelişmeleri fark ettiğinizde okurken çalışmanın hazzını gerçek anlamda alacağınıza eminim.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.chatterboxtr.com/wp-content/uploads/2009/08/3014971936_59c06629ec_o.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-361" title="3014971936_59c06629ec_o" src="http://www.chatterboxtr.com/wp-content/uploads/2009/08/3014971936_59c06629ec_o.jpg" alt="3014971936_59c06629ec_o" width="485" height="349" /></a></p>
<p>Yarı zamanlı çalışma deneyimleri sayesinde normal zamanda öğrenmesi zor pek çok şeyi farklı deneyimlerle beraber yavaş yavaş hazmederek öğrenme fırsatı bulabilirsiniz. Okurken çalışma esnasında aldığınız her görev, her sorumluluk sizin iş tamamlama, iş süreçlerini planlama, zamana göre kendini ayarlama gibi aslında profesyonel iş yaşamında da çok gerekli olan birçok yetiyi pratik etme ve kazanma yolunda size yardımcı olur. Özellikle Avrupa Birliği ülkeleri ve Amerika Birleşik Devletleri’nde bu bilinçle yola çıkan birçok genç, üniversite yıllarında çalışma yolunu seçer.</p>
<p>Bizim ailelerimiz çoğunlukla okurken çocuklarının çalışmasına karşı durmaktadırlar. Bunun en büyük nedeni kültürel özelliğimiz olarak ebeveynlerin çocuklarına “dadı”lık yapma niyetlerinin yıllar geçip çocukları büyüse de yok olmamasıdır. Aile içinde bu kol kanat germe her zaman maddi olarak destek olma durumu bizi, yani gençleri çalışma hayatına daha geç katılmaya yönlendirmektedir.</p>
<p><a href="http://www.chatterboxtr.com/wp-content/uploads/2009/08/12460b88c7_b.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-365" title="12460b88c7_b" src="http://www.chatterboxtr.com/wp-content/uploads/2009/08/12460b88c7_b.jpg" alt="12460b88c7_b" width="338" height="283" /></a>Üniversite yıllarınızda çalışmış olmanız sizin için geleceğe yönelik yaptığınız önemli bir yatırımdır. İş hayatı belirli temel prensipler ışığında değerlendirildiğinde en basit işletmeden tutun en büyük kurumsal ölçekli firmalara kadar özünde çok da farklılık göstermez. Yani bir iş için temelde yapılan şeyler benzerlik gösterir. Aldığınız görev veya pozisyonunuz ne kadar farklı olursa olsun bazı ana çalışma prensipleri ve alışkanlıklar değişmez. İstenilen şeyi zamanında yerine getirme, iş arkadaşlarıyla olan diyaloglarımız, sorumluluk anlayışımız gibi maddeler işe göre şekil değiştirse de  paralel bir bağla birbirine bağlıdır. Kendisini iyi yönde çalışma disiplini ve insan ilişkileri dahilinde geliştirmiş birisi bunun faydasını kuşkusuz görecektir. İşte bütün bunları öğrenmeye başlayabileceğimiz nokta da okurken bulduğumuz işler olarak göze çarpmaktadır.</p>
<p>Hepimiz yarattığımız değerlerle, ürettiklerimizle varız. Bu yüzden üniversite hayatı gibi en üretken en dinamik çağımızda yarı zamanlı da olsa çalışmak size de güzel bir fikir olarak geliyorsa hiç çekinmeden en yakın fırsatları değerlendirmeye bakın. Böyle yaparak hem deneyimlerinizi arttırıp kendinizi hiçbir kursta, sertifika programında edinemeyeceğiniz bilgi ve tecrübelerle donatabilir hem de maddi anlamda bütçenizde oluşacak katkıyla bir şeyler üretmenin tadına varabilirsiniz. Toplumda yüzde yüz “tüketici” olarak yaşamaktan sıkılanlara duyurulur: “Çalışmak ister miydiniz?”</p>
<p><em>Dizinin ilk yazısına buradan ulaşabilirsiniz: <a href="http://www.chatterboxtr.com/okurken-calismak-ama-nasil1/" target="_blank">Okurnen Çalışmak&#8230; Ama Nasıl?(1)</a></em></p>
<p><em>Bu yazı </em><a style="margin: 0px; padding: 0px; color: #3c78a7; text-decoration: none;" href="../"><em>ChatterBoxtr.com</em></a><em>‘da yayınlanmak üzere Feyyaz Bicak tarafından yazılmıştır.</em></p>
<p><em><img class="aligncenter" src="http://www.chatterboxtr.com/wp-content/writers/feyyazbicak.png" alt="" width="575" height="125" /><br />
</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.chatterboxtr.com/okurken-calismak%e2%80%a6-ama-nasil2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>8</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Okurken Çalısmak… Ama Nasıl?(1)</title>
		<link>http://www.chatterboxtr.com/okurken-calismak-ama-nasil1/</link>
		<comments>http://www.chatterboxtr.com/okurken-calismak-ama-nasil1/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 17 Aug 2009 13:18:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Afşın Avcı</dc:creator>
				<category><![CDATA[Featured]]></category>
		<category><![CDATA[Headline]]></category>
		<category><![CDATA[Kariyer]]></category>
		<category><![CDATA[Okurken Çalışmak]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.chatterboxtr.com/?p=344</guid>
		<description><![CDATA[İpek Aral Kişioğlu &#8211; Üniversite yıllarında çalışmak veya çalışmamak bir tercih meselesidir. Sözün özü ile çalışmayı tercih eden bir genç her ne koşul olursa olsun kendisine yapacak iş bulur. Tercih etmeyen de serbest vaktini gönlünce değerlendirebilir. Bu iki seçim için kimsenin hiçbir şey demeye hakkı yoktur. Ama bir de &#8220;ben çalışmak istiyorum ama yapacak iş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>İpek Aral Kişioğlu</strong></em> &#8211; Üniversite yıllarında çalışmak veya çalışmamak bir tercih meselesidir. Sözün özü ile çalışmayı tercih eden bir genç her ne koşul olursa olsun kendisine yapacak iş bulur. Tercih etmeyen de serbest vaktini gönlünce değerlendirebilir. Bu iki seçim için kimsenin hiçbir şey demeye hakkı yoktur. Ama bir de &#8220;ben çalışmak istiyorum ama yapacak iş bulamıyorum&#8221; diyen ve sayısı oldukça kabarık bir kitle vardır ki, bu grup ileride iş hayatında da aynı hayat politikasına devam ederler: &#8220;Ben yapmak istemiştim ama imkan verilmedi, ben etmek istemiştim ama yol gösteren olmadı&#8221;. Bu yazı üniversite yıllarında çalışmak isteyip de &#8220;kendisine uygun&#8221; işi bir türlü bulamayan gençler için yazıldı. Lütfen çok dikkatli okuyun.</p>
<p><a href="http://www.chatterboxtr.com/wp-content/uploads/2009/08/internship-1.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-345" title="internship-1" src="http://www.chatterboxtr.com/wp-content/uploads/2009/08/internship-1.jpg" alt="internship-1" width="320" height="214" /></a>Üniversite yıllarında çalışan gençlere örnek olarak kendimi rahatlıkla verebiliyorum. Ailemin maddi durumunun fazlasıyla iyi olmasına rağmen okul yıllarımı uzatmak pahasına burnumu sokmadığım iş, çalmadığım kapı kalmamıştır neredeyse. Sigorta satmaktan çevirmenliğe, hosteslikten dergi yazarlığına, halkla ilişkiler elemanlığından anketörlüğe, hamburgercilikten garsonluğa bir üniversitelinin yapabilme imkanı olan her işe girdim, çalıştım. Bireysel gelişimimde büyük faydasını gördüğüm bu deneyimlerim sırasında yaşadıklarımı üç gruba ayırarak değerlendirmek ve sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu değerlendirmelerimi okurken eminim size de kafanızdan geçen birçok soruya ve sorgulamaya cevap bulacaksınız. Belki kendinizi de bir parça yargılayacak, eleştireceksiniz.</p>
<p>Birinci değerlendirmem çalışma girişimlerim esnasında ailemden, arkadaşlarımdan, çevremden aldığım tepkiler üzerine olacak:</p>
<p><strong>a. Aileden tepkiler: </strong><em>&#8220;Maddi durum olarak hiçbir ihtiyacın yokken nereden çıktı bu çalışmak? Derslerin ne olacak?&#8221; </em>Eğer ailenizin maddi durumu iyi ise yukarıda yazılı cümleler çalışmak isteyen bir gencin ebeveynlerinden en sık duyabilecekleri tepkilerdir. Bunun ötesinde çalışılmak istenen işin aileyi &#8220;utandırabilecek&#8221; nitelikte görüldüğü de olur. Mesela garsonluk. &#8220;Neee, benim kızım başkalarının tabaklarını mı taşıyacak? Yahu sen evde tabak taşımıyorsun, çok istiyorsan evdekileri taşı, ben sana üstüne para vereyim&#8221;<strong>. </strong>Olay bu noktaya vardığında gencin yapması gereken, gerçek istenilenin &#8220;garsonluk&#8221; değil, &#8220;çalışmak&#8221; edimi olduğu konusunda ailesini ikna etmesidir. Dersler ile çalışmanın eş zamanlı yürüyebileceği üzerine aileyi ikna etmek aslında kolaydır. <em>Önce siz çalışmak konusunda kendinizi ikna edebildiniz mi, onu çok iyi sorgulayın</em>.</p>
<p><strong>b. Arkadaşlardan tepkiler:</strong> Arkadaşlardan gelen tepkileri üçe ayırabiliriz:</p>
<p><em>&#8220;Aaaa, harika, çok sevindim, keşke ben de çalışabilsem.&#8221; </em>Son derece motive edici, destekleyici bir tepkidir ama bu tepkiyi vereni umulanın tersine azdır. En yakın arkadaşlar bile bu çalışma girişiminin gerisinde olumsuzluk ararlar. Bu aslen bizim milletimizin bir hastalığıdır; her şeyde olumsuzluk aramak. Hele ki çalışacağınız iş beğenilmez ise, mesela bir hamburgecide çalışacaksanız, bir perakendecide kasiyerlik yapacaksanız &#8220;hiç&#8221; olumlu tepki beklemeyin. Olumlu tepki veren arkadaşınız olursa da o kişiyi bir ömür kaybetmeyin.</p>
<p><em>&#8220;Hmm, neden ki? İhtiyacın mı var?&#8221; </em>İkinci tepki merhamet içerir. Çalışmayı, üretmeyi insani bir dürtü olarak içlerinde yaşamayan, tüketici niteliğindeki arkadaşlarınız size yoğun bir acıma hissi duyacaklardır. Hiç umursamayın, gülün geçin.</p>
<p><em>&#8220;Iğğ, garsonluk mu?&#8221; </em>Bu son tepkiyi veren kişileri hele arkadaş sıfatına hiç layık görmeyin derim. Bu kişiler bir ömür kendilerini taşıyacak ebeveyn, arkadaş, eş, dost, müdür peşinde olan, etiket meraklısı tiplerdir. Emeğe saygısı olmayanın ne kendisine, ne de başka bir şeye saygısı yoktur.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.chatterboxtr.com/wp-content/uploads/2009/08/3679848164_1b5009c0c5_b.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-346" title="3679848164_1b5009c0c5_b" src="http://www.chatterboxtr.com/wp-content/uploads/2009/08/3679848164_1b5009c0c5_b.jpg" alt="3679848164_1b5009c0c5_b" width="491" height="327" /></a></p>
<p><strong>c. Çevreden tepkiler: </strong>Çevreden gelen tepkileri de üçe ayırabiliriz:</p>
<p><em>&#8220;Xyz&#8217;nin kızı hem okuyup, hem çalışıyormuş, aferin ona.&#8221; </em>Örnek ebeveyn sıfatına sahip anne babaların veya büyüklerin vereceği tepkidir. Elbet içlerinde birçok kaygı vardır çalışma süreci adına ama çalışma girişimi ister olumlu, ister olumsuz sonuçlansın, her zaman çocuklarının arkasında duracaklarının  mesajını verirler bu şekilde ve ülkemizde maalesef pek azı bu tepkiyi verir.</p>
<p><em>&#8220;Xyz&#8217;nin oğlu garsonluk yapıyormuş, durumları mı kötü acaba?&#8221; </em>Arkadaşlarınızdan alabileceğiniz ikinci tepki frekansındaki bu söylem yine bol miktarda merhamet, hatta acıma içerir. Siz önemsemeyin bu tepkileri ama unutmayın sizin için önemli olmasa bile aileniz kendileri için böyle sözlerinden sarfedilebilecek olmasından kaygılanabilirler. Onları ikna etmek yine size, kendinize olan güveninize, çalışma kararlılığınıza bağlıdır.</p>
<p><em>&#8220;Xyz&#8217;nin kızı tezgahtarlık yapıyormuş, ayıp valla, böyle bir aile &#8230; tıh tıh tıh&#8221; </em>Bu tepkiyi veren çevrenizdeki insanlar ile ilişkinizi keserseniz siz bir şey kaybetmiş olmazsınız. Hatta hayat adına iyi de bir temizlik yapmış, yeni ve nitelikli insanlara bünyenizde hem zihinsel, hem de ruhsal yer açmış olursunuz.</p>
<p>İkinci değerlendirmem çalışmak isteyip de kendisine &#8220;uygun&#8221; iş bulamayanların bahanelerini içerecek ve onların aslında gerçeten çalışmak istemedikleri konusunda onları bir parça düşündürecek;</p>
<p>Bahane 1: &#8220;<em>Hiçbir işin saati bana uymuyor!</em>&#8221; Artık iş piyasasında, özellikle perakendecilik ve hizmet sektörlerinde üniversiteli gençlere yönelik birçok yarı zamanlı (part-time) iş mevcut. Kısacası bu bahaneniz baştan sona yersiz. Burada sorgulamanız gereken aslında tümüyle kendinizsiniz. Siz neden çalışmak istiyorsunuz? Yaptığınız ilgi çekmek amaçlı bir şımarıklık mı, yoksa gerçekten emek mi harcamak istiyorsunuz bir konuda, bir yolda? Eğer gerçekten emek vermekse neden Migros&#8217;da part time kasiyerlik veya tezgahtarlık yapmaktan, bir konfeksiyon mağazasında tezgahtarlık, bir pizzacıda garsonluk, fuarlarda veya promosyon faaliyetlerinde stand başında durmaktan imtina ediyor, bu işleri beğenmiyorsunuz? Yoksa sizin kaygınız başka mı? Lütfen alt bahaneyi okuyun.</p>
<p>Bahane 2: <em>&#8220;Arkadaşlarım beni küçümser, rezil olurum.&#8221; </em>İşte aslında iş piyasasında pek çok iş imkanı varken, çalışmak isteyip de binbir bahane üreterek çalışmayan gencin ana kaygısı : Arkadaşları karşısında küçük duruma düşmek, rezil olmak. Eğer böyle bir kaygı taşıyorsanız içinizde, sizin ciddi anlamda üstesinden gelmeniz gereken kompleksleriniz var demektir. Sınırsız şekilde Amerikan hayat tarzına özenen bir üniversite gençliğimiz var. Gençlik dizilerinde pizzacıda çalışan genç yakışıklı aktörü ve aktrisi gördüklerinde &#8220;keşke biz de böyle olabilsek, çalışabilsek&#8221; derler ama ben şimdi &#8220;gel o zaman benim pizzacımda garsonluk yap&#8221; desem, ölsem getirtemem o gençleri dükkanıma. O gençleri Burger King&#8217;de part time çalıştıramam, Pizza Hut&#8217;da servise sokamam. Neden, çünkü işi küçümserler, işi küçümsedileri için rezil olacaklarını düşünürler. O zaman bu zincirleme reaksiyondan kendilerine bu dükkanlarda servis yapan insanları genel olarak küçümsemektedirler sonucunu çıkartabiliriz ki, bu da ciddi bir “saygısızlık, kibirlik” problemidir ve kişi adına hiç de parlak bir durum değildir.</p>
<p><a href="http://www.chatterboxtr.com/wp-content/uploads/2009/08/3814880388_4e0244411e_b.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-347" title="3814880388_4e0244411e_b" src="http://www.chatterboxtr.com/wp-content/uploads/2009/08/3814880388_4e0244411e_b-300x205.jpg" alt="3814880388_4e0244411e_b" width="300" height="205" /></a>Şimdi çok klişe ama gerçek birkaç cümle yazacağım : Amerika Birleşik Devletleri neden  Amerika Birleşik Devletleri ? Çünkü onlar bu işleri küçümsemiyor, çünkü onlar emeğe bize kıyasla çok daha fazla değer veriyor. Onlar üniversite yıllarında gidip dünyanın en iyi şirketinin en iyi bölümünde çalışamayacaklarını, oralarda çalışabilmek için çok daha farklı şeylerin gerekli olduğunu biliyorlar. Ama boş da oturmak istemiyorlar, üretkenliği tercih edip, bir de cep harçlıklarını çıkartıyorlar. Hayat hep tercihlerden ibaret. Siz peki neyi tercih ediyorsunuz? &#8220;Sözde&#8221; rezil olmamayı mı?</p>
<p>Bahane 3: <em>&#8220;Benim okuduğum konuya hiçbir faydası yok!&#8221; </em>Bu iş hayatına yeterince geniş açıdan bakmayan gençlerin ürettikleri en tipik bahanedir. Kasiyer olmanın, tezgahtarlık veya garsonluk  yapmanın bana ne faydası olur ki? Oysa ki bilmiyorsunuz ki, ileride yapacağınız iş de özünde bunlardan farklı olmayacak aslında. Ya birinin para işlerini yürüteceksiniz ya birine birşeyleri satmaya, pazarlamaya çalışacaksınız ya da birileri için bir şeyler üreteceksiniz. Üniversite yıllarındaki çalışmalarınızla, gerçek hayattakilerin <strong>iş disiplini</strong> bakımından farklı olduğunu hiç sanmayın. Zaten üniversite öğrencisi halinizle gidip çok büyük şirketlerin çok önemli pozisyonlarında çalışmayı hayal ediyorsanız, ayaklarınızı  yere basmanızı şiddetle öneririm.</p>
<p>Bahane 4: <em>&#8220;Parası yeterli değil.&#8221; </em>Günümüz dünyasında alem-i cihan olsanız &#8220;üniversite öğrencisi&#8221; sıfatı ile ne kazanmayı hayal edebilirsiniz ki? Dilerim hayalleriniz gerçekleşir ama gerçek hayatta kazanacağınız miktar iki sıfırlı rakamları geçmez. Üniversite yıllarında çalışmanın amacı elbet üç beş kuruş kazanmaktır ama asıl amaç hiçbir zaman maddi olmamalıdır. Keza gerçek hayata atıldığınızda da ana amacınız para olmamalıdır. Yapacağınız iş, öğrenecekleriniz, başarılarınız sizin ana dinamonuzdur, para değil. İyi çalışır, hedefleriniz tutturursanız zaten maddi açılım eninde sonunda gelir.</p>
<p>Üçüncü değerlendirmemde ise üniversite yıllarındaki tecrübelerimin bana kazandırdıklarını birkaç kelime ile toparlamaya çalışacağım;</p>
<ol>
<li>Üniversite yıllarındaki işlerim kendime olan güvenimi açıkça sınadığım ve başkaları tarafından acımazsızca sınandığım ilk hayat tecrübelerim olmuştur. Kendimin farklı boyutlarını, yeteneklerimi ve eksiklerimi görmemi sağlamıştır.</li>
<li>Sorumluluk altına girmek, belirli bir performansı tutturmak gibi zorlayıcı unsurlarla iş boyutunda ilk karşılaşmamdır.</li>
<li>Uluslararası şirket, aile şirketi kavramları arasındaki büyük farklılıkları, kurum kültürünün ne olduğunu yaşayarak öğrenmemi sağlamıştır.</li>
<li> İş arkadaşlıklarının okul ortamındaki arkadaşlıklardan çok farklı olduğunu yaşayarak erkenden görmemi, anlamamı sağlamıştır.</li>
<li>Hayatta neyi yapmak istediğimi değil de neyi istemediğimi anlamamı çok net görmemi sağlamıştır.</li>
<li>Tümüyle kendime ait parayı kazanmanın keyfini bana yaşatmıştır.</li>
<li>Üniversite eğitiminin ne kadar önemli olduğunu kavramamı sağlamış, üniversite eğitimine yönelik eski yargılayıcı gözlüğümü çıkartıp, bende kalan yıllarımdan maksimum faydayı çıkarma bilincini yaratmıştır.</li>
<li>Farklı insan karakterleri, farklı kültür, sosyal yapı ve yaş gruplarından gelen insanları yakından tanıma fırsatını bana vermiştir. Aklın yaşta değil, başta olduğunu ciddi anlamda anlamamı sağlamıştır.</li>
<li>Bir kurumda çok nitelikli insanların yanında çok vasatların da olabileceğini ve bu gerçekle birlikte yaşamayı öğrenmem gerektiğini göstermiştir.</li>
<li> İş hayatında kesinlikle olmaması gereken kaba davranış, taciz, özetle mobbing ile tanışmamı ve yaşadıklarımı sorgulayarak hızlı şekilde benzer durumlara karşı bilinçlenmemi sağlamıştır.</li>
<li> Başarılı profesyonellerin sözlerinden, gözlerinden, bedenlerinden taşan coşkuları, iş disiplinleri, saygınlıkları, iyimserlikleri ve güleryüzlülükleri gibi ortak özelliklerini yakından yaşamamı sağlamıştır.</li>
</ol>
<p>Cümlelerimin sonuna gelirken yukarıda yazılanları okuyan gençlerin şimdi kendilerine sadece bir soruyu sormalarını ve cevabını hemen değil de, bir iki gün iyice düşünerek vermelerini istiyorum: <strong>Siz gerçekten çalışmak istiyor musunuz?</strong></p>
<p><em>Bu yazı </em><a style="color: #3c78a7; text-decoration: none; padding: 0px; margin: 0px;" href="http://www.chatterboxtr.com/"><em>ChatterBoxtr.com</em></a><em>‘da yayınlanmak üzere İpek Aral Kişioğlu tarafından yazılmıştır.</em></p>
<p><em><img class="aligncenter" src="http://www.chatterboxtr.com/wp-content/writers/ipekaralkisioglu.png" alt="" width="575" height="125" /><br />
</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.chatterboxtr.com/okurken-calismak-ama-nasil1/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>14</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çalısmak, Azim, Sans… Çaglar Erol</title>
		<link>http://www.chatterboxtr.com/calismak-azim-sans-caglar-erol/</link>
		<comments>http://www.chatterboxtr.com/calismak-azim-sans-caglar-erol/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 05 Aug 2009 13:15:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Afşın Avcı</dc:creator>
				<category><![CDATA[Featured]]></category>
		<category><![CDATA[Girişimcilik]]></category>
		<category><![CDATA[Headline]]></category>
		<category><![CDATA[Internet]]></category>
		<category><![CDATA[Kariyer]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[girişim]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.chatterboxtr.com/?p=334</guid>
		<description><![CDATA[Çağlar Erol Türkiye&#8217;nin en başarılı girişimcilerinden biri. Özellikle Çember.Net ile bu başarısını kanıtladı. Başarılı Çember.Net girişiminden sonra şimdi enerjisini başka internet projelerine veriyor. ChatterboxTr için yaptığımız röportajda kendisinin Türkiye&#8217;de girişimcilik, e-business gibi konularda çok önemli tavsiyelerine ve görüşlerine rastlayacaksınız. Aldığınız eğitimleri şu anki bulunduğunuz yer çerçevesinde değerlendirirseniz size nasıl katkı sağladı? Ben Boğaziçi Üniversitesi Elektrik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.chatterboxtr.com/wp-content/uploads/2009/08/15x211.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-339" title="15x21" src="http://www.chatterboxtr.com/wp-content/uploads/2009/08/15x211.jpg" alt="15x21" width="272" height="326" /></a>Çağlar Erol Türkiye&#8217;nin en başarılı girişimcilerinden biri. Özellikle Çember.Net ile bu başarısını kanıtladı. Başarılı Çember.Net girişiminden sonra şimdi enerjisini başka internet projelerine veriyor. ChatterboxTr için yaptığımız röportajda kendisinin Türkiye&#8217;de girişimcilik, e-business gibi konularda çok önemli tavsiyelerine ve görüşlerine rastlayacaksınız.</p>
<p><strong>Aldığınız eğitimleri şu anki bulunduğunuz yer çerçevesinde değerlendirirseniz size nasıl katkı sağladı?</strong></p>
<p>Ben Boğaziçi Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği ve İşletme Master mezunuyum. Boğaziçi’nde aldığım eğitimin, ya da daha doğrusu Boğaziçi’nin insan yetiştirme biçiminin, iş yaşamımda bana kesinlikle çok büyük katkısı oldu. Lisans yıllarında çok iyi bir öğrenci sayılmazdım, derslerin önemli bir kısmını kaçırır, yalnızca sınav zamanı ders çalışır, çoğu ödevi vermezdim. Bu da Elektronik gibi bir bölümde ortalamanın epey altında kalmanız demek. Ama bu süreçte okulun sosyal aktivitelerine sürekli katıldım. Bir çok kulübe üye oldum, bölüm kulübünün yöneticiliğini yaptım. Okurken iş yaşamına girdim, bu da çok önemli bir tecrübeydi. Masterda daha iyi bir öğrenci oldum, ve tabii ki İşletme Bölümü’ndeki bu değerli eğitimin, girişimcilik serüveninde bana çok ciddi katkısı oldu. Kendi işinizi yapmaya başladığınızda, iş yönetimiyle, muhasebeyle, finansla ilgili bilgi sahibi olmak, bu hayati konularda kendinize daha çok güvenmenizi sağlıyor.</p>
<p><strong>Bir üniversite öğrencisi bugün Türkiye’de ne yaparsa kariyerini ve dolayısıyla kendini farklılaştırabilir?</strong></p>
<p>Üniversite öğrencilerinin önemli bir kısmı, üniversiteyi lisenin devamı bir okul gibi görüyorlar. Eğer akademisyen olmak gibi bir planları yoksa, üniversite yıllarında bir iş tecrübesi, mezuniyette kendilerinin birkaç adım önde olmasını sağlayacaktır. Okurken çalışmak yalnızca cep harçlığını çıkartmak amacını taşımaz. Bu aynı zamanda iş yaşamına bir ilk adımdır; işveren için önemli ayırt edici bir etken olmasının yanı sıra öğrenci için de mezuniyetten sonra ne yapmak istediğine karar vermesine yardımcı olacak bir deneyimdir. Ben öğrenciyken iki farklı internet şirketinde yarı zamanlı çalıştım, ve şimdi de kendi internet şirketime sahibim. Yarı zamanlı iş tecrübesi, benim yaşamım için okuduğum bölümden daha belirleyici bir rol oynadı.</p>
<p><strong>Akademik başarı ve kabarık bir staj defteri profesyonel hayatta ne kadar önemli?</strong></p>
<p>Kabarık bir staj defterinin en büyük şirketler dışında bir önemi olduğunu düşünmüyorum. İyi notlar ise genellikle önemlidir. Ben açıkçası lisans döneminde daha iyi notlara sahip olmadığıma üzülürüm. Mezuniyet ortalamasının 3’ün üzerinde olması, mezun olduktan sonra dilediğiniz işi seçmenizde size kesinlikle önemli bir destek sağlar.</p>
<p><strong>Üniversite sırasında yaptığınız ve bugün burada olmanızı sağlayan şeyler neler?</strong></p>
<p>Üniversitede yarı zamanlı işlerde çalışmam, kulüplerde görev almam, ve en azından son iki yıl derslerime daha çok ağırlık vermem (özellikle keyif aldığım konularda olanlara) benim bugüne kadar yaptıklarımı başarabilmemde büyük önem taşıyor.</p>
<p><strong>Bir üniversite öğrencisine verebileceğiniz 3 öneri ne olabilir?</strong></p>
<p>-          Not ortalamanızı 3’ün üzerine çıkarmaya çalışın</p>
<p>-          Bunu başaramıyorsanız öğrenci kulüplerinde aktif görev alın, hem de ilk yıldan itibaren.</p>
<p>-          Her durumda, yarı zamanlı bir işte çalışın.</p>
<p>Mümkünse bu üç şeyin hepsini yapın.</p>
<p><strong>Önümüzdeki yıllardaki stratejileriniz, hedefleriniz neler? İnternet yatırımlarına devam mı?</strong></p>
<p>Ben iş yaşamında tecrübeli olunan konuların üzerine gitmek gerektiğine inanıyorum. Hedefim, internet konusunda bugüne kadar edindiğim tecrübelerimi bundan sonra da değerlendirmeye devam etmek. Yani evet, internet yatırımlarına devam edeceğim. Şu an kredi, kasko, ADSL gibi alanlarda hizmet karşılaştırma platformu <a href="http://www.enuygun.com">Enuygun.com</a> adındaki projem sürüyor. Ayrıca online sağlık alanında doktorsitesi.com’un da ortağıyım. Kısa bir süre sonra klasik bir dikey classifieds sitesine ortaklığım olacak; şu an şirket kuruluş aşamasındayız. Yine bu alanlarda benzeri yatırımları elimden geldiğince sürdürmeyi hedefliyorum. Umarım bu süreçte başarılı çıkışlar da yakalayabilirim; bu  yeni yatırımlar için yeni finansman olanağı demek olur.</p>
<p><img class="aligncenter" src="http://blog.enuygun.com/wp-content/uploads/2009/06/enuygun_ofis-550x364.jpg" alt="" width="550" height="364" /></p>
<p><strong>E-Business’ta son trendler sizce neler? Neler planlanıyor, sektör nereye doğru gidiyor?</strong></p>
<p>İnternet dünyası doğası gereği çok hızlı gelişiyor. Son dönemde belirli girişimlerin isimlerini daha yoğun olarak duymaya başladık. Önümüzdeki dönemde sosyal platformların bir sonraki aşamada para kazanmaya daha büyük ağırlık verecekleri bir süreci izleyeceğiz. Burada nasıl gelir modelleri yaratılacağını ben de çok merak ediyorum.</p>
<p>Daha uzun vadede, önümüzdeki on yılda internetle büyümüş olan neslin iş yaşamına tam olarak girişini göreceğiz. Bu yönelim, online harcamanın boyutlarındaki inanılmaz artışa neden olacak. Artık interneti öğrenmeye çalışan değil, onsuz bir yaşamı bilmeyen profesyonellerin dönemi başlıyor. Yani internetten para kazanmak için gerekli ortam yeni yeni ortaya çıkıyor. Bugünün geleneksel servislerinin önemli bir kısmının internete çok daha büyük ağırlık kaydıracağını göreceğiz. Yani aslında yeni jenerasyon, interneti kendi ihtiyaçlarına göre biçimlendiriyor olacak.</p>
<p><strong>Sizce Türkiye E-business’ı iyi takip edip yönetebiliyor mu?</strong></p>
<p>Türkiye’de son dönemde çok başarılı projeler çıkmaya başladı. Ayrıca beni mutlu eden bir şekilde, gençlerin internet girişimciliğine hem ilgileri, hem de bu konuda bilgileri çok fazla. Benim başladığım dönemle (ki beş yıl bile olmadı) karşılaştırdığımda inanılmaz bir fark söz konusu. Bir beş yıl sonra neler olabileceğini hayal bile edemiyorum. Burada yerel projelerden uluslar arası projelere acilen geçmemiz gerekiyor. Bu konuda az sayıdaki şirketin, girişim sermayesinin bir desteği mevcut. Ama bu yeterli değil. Hızlı bir şrkilde ülke olarak global projelere ortam hazırlamalıyız. Devletin buna ilgisi tabi ki yok, ama daha çok sayıda özel şirketin – büyüklerin – bu yöndeki projelere desteğinin sağlanabileceğini umuyorum.</p>
<p><strong>Bir girişimciyi karakter olarak ele alırsak nasıl bir karaktere sahip olmalı?</strong></p>
<p>Girişimcilik, hırs, inanç ve çalışkanlık gerektiriyor. En azından başarılı bir girişimcinin… Girişimin başlangıcında, hatta başarının ucu görünene kadar, etrafındaki insanlar ona destek olmayacaktır. Bunun nedeni, ülkemizde insanların genel olarak riskten – belki de haklı olarak – çok çekinmeleri. Destek görmeksizin bir amaç uğruna yol alabilmek, hem hırs, hem inanç gerektiriyor. Çalışkanlık da işin başarıya ulaşması için en önemli etken. Girişimci, maaşlı çalışan bir kişiye göre en az üç kat daha fazla çalışır diye düşünüyorum. İş size aittir, belirli hedefleriniz vardır, ve bunu başarmak için tüm yaşamınızı ortaya koyar, uyanık olduğunuz her dakika çalışırsınız.</p>
<p><strong>Yoğun iş temposu sırasında motivasyonunuzu ayakta tutan şeyler nelerdir?</strong></p>
<p>Benim için eşimle birlikte çalışıyor olmam büyük bir şans oldu. Açıkçası kişiliklerimiz hiç benzemiyor, ve bu da bize büyük katkı sağladı. Benim moralim herhangi bir şeye bozulduğunda, demotive olduğumda, genellikle o olaylara farklı bir açıdan bakmamı sağlayarak beni rahatlatır. Tabi aynı şey benim için de geçerli. Bir çok insan eşiyle birlikte çalışıyor olmanın kötü bir şey olduğunu düşünür; ama hem tamamen güvenebileceğiniz bir ortağa sahip olmak, hem işte uzun saatler geçirdiğinizde eşinizin size kızmaması (çünkü kendisi de o süreçte yanınızdadır) bence bir girişimci için büyük bir şans.</p>
<p><strong>Son olarak başarı denince aklınıza gelen ilk üç şey nedir?</strong></p>
<p>Çalışmak, azim, şans. <img src='http://www.chatterboxtr.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p><em>Çağlar Erol&#8217;a sorularımıza verdiği cevaplar için teşekkürler ve iş hayatında başarılar diliyoruz.</em></p>
<p><em>Bu röportaj </em><a style="margin: 0px; padding: 0px; color: #3c78a7; text-decoration: none;" href="../"><em>ChatterBoxtr.com</em></a><em>‘da yayınlanmak üzere Afşın Avcı tarafından hazırlanmıştır.</em></p>
<p><em><img class="aligncenter" src="http://www.chatterboxtr.com/wp-content/writers/afsinavci.png" alt="" width="575" height="125" /><br />
</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.chatterboxtr.com/calismak-azim-sans-caglar-erol/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Iktisatla Yasayabilmek</title>
		<link>http://www.chatterboxtr.com/iktisatla-yasayabilmek/</link>
		<comments>http://www.chatterboxtr.com/iktisatla-yasayabilmek/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 04 Aug 2009 14:02:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Afşın Avcı</dc:creator>
				<category><![CDATA[Featured]]></category>
		<category><![CDATA[Finans]]></category>
		<category><![CDATA[Headline]]></category>
		<category><![CDATA[Kariyer]]></category>
		<category><![CDATA[iktisat]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenci]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.chatterboxtr.com/?p=325</guid>
		<description><![CDATA[Gülay Elif Girgin &#8211; Bu yazıda hem ekonomi yaz mevsiminde rölantiye geçtiği için hem de bu sıcak yaz günlerinde sizi ekonomik verilerin yorumları ile yormak istemediğimden ekonomi dışında bir konudan bahsetmek istiyorum. Hepimizin bildiği gibi birçok aile için yazın en önemli olayı üniversite sınavıdır. Sınava gireli 12 yıl geçmiş olmasına rağmen her sene sınav günü nedendir bilinmez ama [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>Gülay Elif Girgin</em></strong> &#8211; Bu yazıda hem ekonomi yaz mevsiminde rölantiye geçtiği için hem de bu sıcak yaz günlerinde sizi ekonomik verilerin yorumları ile yormak istemediğimden ekonomi dışında bir konudan bahsetmek istiyorum. Hepimizin bildiği gibi birçok aile için yazın en önemli olayı <a href="http://www.chatterboxtr.com/universiteli-olsan-bir-dert-olmasan-bir-dert/" target="_blank">üniversite sınavıdır</a>. Sınava gireli 12 yıl geçmiş olmasına rağmen her sene sınav günü nedendir bilinmez ama içimde tuhaf bir heyecan hissederim. Hatta öyle ki eğer müsaitsem soruların çözümlerini televizyondan takip ederim. Sınav telaşı sonrasında tercih telaşı sarar gençleri. Tabii bu arada medyada sürekli bir klasik haline gelen “o yılın en gözde mesleklerine” ilişkin haberler yapılır. Fakat tahmin edeceğiniz gibi iktisat veya işletme en gözde meslek listesine uzun yıllar önce veda etmişlerdir. Belki veda etmişlerdir ama velilerin ve rehber öğretmenlerin gönüllerindeki yerini her zaman korumaktadırlar.</p>
<p><img class="alignleft" src="http://economy.solved.at/wp-content/uploads/2007/09/economy.jpg" alt="" width="315" height="270" />Gözde tercihler listesinde yer almasalar da bir işe alım şirketinin yaptığı araştırmada işletme ve iktisat bölümleri işverenler tarafından tercih edilen bölümlerin başında geliyor. Tabii bu durum ebeveynlerin ve rehber öğretmenlerinin öğrencileri “yaratıcı gözde mesleklerden” ziyade bu risksiz alanlara yönlendirmesine sebep oluyor. Bu çerçevede uzayıp giden &#8220;gözde meslekler&#8221; listeleri de bizlere yeni bölümleri tanıtmaktan öteye geçmiyor gibi geliyor bana. Tabii ülkenin üretim fonksiyonu, pardon belki de &#8220;üretmekten ziyade biz üretileni satalım&#8221; fonksiyonu, gözönüne alındığında &#8220;yaratıcı&#8221; mesleklere rağbet edilmemesini doğal karşılamak lazım. Sonuçta bu &#8220;yaratıcı&#8221; meslekleri bilinçli bir şekilde tercih eden arkadaşlar mezun olduklarında karşılarına çıkabilecek işlerin çoğunun başvuru kriterlerinde “İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi mezuniyeti” aranıyor olacaktır.</p>
<p>Buradan yola çıkarak öğrencilerin tanıyıp bilmeden, çoğunlukla büyüklerin yönlendirmesi sonucu seçtikleri bölümlerden pek de memnun olmadıklarını tüm üniversite hayatım boyunca gözlemlediğimi belirtebilirim. İktisat okumaktansa başka bir bölümde çok daha mutlu olacağını belirten, ailenin yönlendirmesi ile bölüm seçimini yaptığını ifade eden çok fazla arkadaşım vardı. Belki de bu yüzdendir ki mezuniyet sonrasında birçok arkadaşımız öğrenim gördüğü alanın dışında çalışmayı tercih etti.</p>
<p>Bu sadece iktisat bölümüne özgü bir durum değil ne yazık ki&#8230; Fakat özelikle iktisat bölümleri çok fazla matematiksel olduğu, fazla miktarda soyut düşünceye dayandığı, sorgulamaya ve de düşünmeye zorladığı içindir ki bizim topluma pek uymuyor belki de&#8230; Üniversiteye kadar hep ezberle gelen, ders çalışmaktan kendini tanımaya, yeteneklerini keşfetmeye fırsat bulamayan gençler iktisat eğitimini &#8220;sıkıcı&#8221; bulmaktadır. Tabii bu durumu değerlendirirken sadece öğrencilerin ezberci eğitim tünelinden geçmiş olmalarının negatif etkisinin yanında, eğitimcilerin de maalesef gençlere bu bilim dalının &#8220;güzelliklerini&#8221; tanıtmada pek başarılı olamadıkları gerçeğini yadsımamak gerekir.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://historyofeconomics.files.wordpress.com/2009/03/bad-economy.jpg" alt="" width="560" height="372" /></p>
<p>İktisatın en bilinen tanımı(bireylerin ihtiyaçlarını karşılamak için kıt kaynakları kullanarak maksimum fayda sağlamaları) aslında bilim dalının ne kadar çok parametre içerdiğini açıkça anlatır. İşin içine insanoğlu ve onun maksimum getiriyi ve/veya faydayı elde etme çabası girince kuru matematiksel optimizasyon yapabilme yeteneğinin dışında insan psikolojisi ve toplum sosyolojisi bilgisini gerektirmektedir. Yazının çeşitli bölümlerinde belirttiğim gibi aslında hayatın ta kendisi olan, mantığını anlayınca daha da ilginç gelen bu düşünce biçimini hocalar öğrencilerin hayatlarına daha fazla sokabilseler, derslerde grafiklerle anlattıklarının aslında o kadar da soyut olmadığını hayattan canlı örneklerle öğrencilere anlatsalar öğrenciler için her şey daha kolay olabilirdi.</p>
<p><img class="alignleft" src="http://www.aliseriati.com/resimler/kitaplar/5946.jpg" alt="" width="235" height="299" />Bunlara ilaveten belki de en fazla karşılaşılan sorunlardan biri olan teori ile pratiğin neden hep aynı yönde gitmiyor olması. Tabii burada hocalarımıza çok önemli bir pay düşmektedir. Öyle ki iktisat öğrencilerine güncel ekonomik konular hakkında çeşitli tartışma alanları sağlayarak, hepimizin hayatını etkileyen ekonomik gelişmelerin çoğu zaman neden teoriden saptığı, neyin optimal olup neyin olmadığını ve çoğu sapmanın aslında psikolojik ve sosyolojik sebeplerden kaynaklandığını anlayan öğrencinin derse, teoriye ve hatta hayata karşı bakışı da değişecektir. Yani aslında bu anlatılanların “hikaye” olmadığını, hayatının önemli bir kısmının açıklayabildiğini “şaşırarak” göreceklerdir.</p>
<p>Kısacası iktisat disiplini şimdiye kadar hep tekdüze düşünmeye alışmış, kalıbın dışına çıkınca sudan çıkmış balığa döneceğini düşünen, farklı bakış açılarını karşılaştırmaya hevesli olmayan gençler için sıkıcı. Ama eminim ki daha eğlenceli, “hayattan canlı yayın yapan” öğretim metodu bu gençlerin bile derdine çare olabilir.</p>
<p>Artık her türlü düşüncenin sonuna kadar sorgulandığı bir çağda hazırcı, ezberci, sorgulamayan, sebep-sonuç ilişkisi kurmakla kendini yormayan gençleri kendilerine getirecek, potansiyellerinin ortaya çıkmasını sağlayacak bir eğitim metodu seçilmezse ileride ülkenin katma değer yaratmada ciddi zorluklar çekeceğini düşünüyorum. Aslında bu seneki üniversite sonuçları da eğitim sisteminin artık sona geldiğini ve önümüzdeki dönemde toplumu ileriye götürecek gençliğin altyapısını hazırlamaktan çok ama çok uzakta olduğunu açıkça göstermiyor mu?</p>
<p><span style="font-weight: normal;"><em><em>Bu yazı </em><a href="../"><em>ChatterBoxtr.com</em></a><em>‘da yayınlanmak üzere Gülay Elif Girgin tarafından yazılmıştır.</em></em></span></p>
<p><img class="aligncenter" src="http://www.chatterboxtr.com/wp-content/writers/gulayelifgirgin.png" alt="" width="575" height="125" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.chatterboxtr.com/iktisatla-yasayabilmek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Üniversiteli Olsan Bir Dert, Olmasan Bir Dert&#8230;</title>
		<link>http://www.chatterboxtr.com/universiteli-olsan-bir-dert-olmasan-bir-dert/</link>
		<comments>http://www.chatterboxtr.com/universiteli-olsan-bir-dert-olmasan-bir-dert/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2009 14:46:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Afşın Avcı</dc:creator>
				<category><![CDATA[Featured]]></category>
		<category><![CDATA[Headline]]></category>
		<category><![CDATA[Kariyer]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenci]]></category>
		<category><![CDATA[staj]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.chatterboxtr.com/?p=279</guid>
		<description><![CDATA[Gülay Elif Girgin - Sıcak bir Pazar günü öğleden sonrası ne yazsam diye kara kara düşünüp, kafamdan tüm hafta açıklanan ekonomik datalar akarken, 14 Haziran Pazar gününün en önemli olayı dururken, ekonomik datalarla can sıkmamaya karar verdim. Evet, 14 Haziran Pazar gününün en önemli olayı, hatta öyle ki 13:00 sularında kesinlikle trafiğin içinde olmamak adına ışık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span><img class="alignleft" src="http://pmboard.org/PMex/media/exam.jpg" alt="" width="320" height="240" /><strong><em>Gülay Elif Girgin</em></strong> - Sıcak bir Pazar günü öğleden sonrası ne yazsam diye kara kara düşünüp, kafamdan tüm hafta açıklanan ekonomik datalar akarken, 14 Haziran Pazar gününün en önemli olayı dururken, ekonomik datalarla can sıkmamaya karar verdim. Evet, 14 Haziran Pazar gününün en önemli olayı, hatta öyle ki 13:00 sularında kesinlikle trafiğin içinde olmamak adına ışık hızıyla hazırlanmama sebep olan </span><strong>Ö</strong><strong>ğrenci Seçme Sınavı</strong><span>. Bu sene de 1,3 milyon genç sınav salonlarında ter dökerken, belki onlardan daha fazla heyecanlı anne babalar 195 dakika dışarıda dokuz doğurdular… Ama tabii bu sınav aslında gençlerin hayatlarında yaşayacakları zorlukların daha ilk adımı. Neden mi? Şöyle düşünelim; evet emeklerimizin karşılığını aldık ve üniversiteli olduk. İlk sene belki değil ama 2. sınıf ve sonrasındaki yaz tatillerinde program belli; bir staj bulacaksın(ya kendi çabanla, ya da eş dost araya sokularak), mümkünse her sene için farklı farklı sektörleri hedef koyacaksın, hangi sektördeki hangi pozisyona ilgi duyduğunu saptayacaksın ve ileride mezun olduğunda kafana uyan alanda iş pozisyonlarına bakacaksın, şanslıysan staj yaptığın yer belki de seni işe alacak.</span></p>
<p class="MsoNormal"><em><span style="font-style: normal;"><a href="http://www.chatterboxtr.com/siraya-girin-staj-var/" target="_blank">Denilebilir ki ikinci sınıf itibariyle “</a></span><a href="http://www.chatterboxtr.com/siraya-girin-staj-var/" target="_blank">her aklı başında, vatana millete faydalı</a><span style="font-style: normal;"><a href="http://www.chatterboxtr.com/siraya-girin-staj-var/" target="_blank">” üniversiteli Türk gencinin aklı “staj&#8221; ve eğer karşı taraf da isterse &#8220;part-time çalışma” fikrine odaklanmaya başlamıştır</a></span><a href="http://www.chatterboxtr.com/siraya-girin-staj-var/" target="_blank">.</a> </em>E artık<em> “askerliğini yapmayana kız yok</em><span>”un türevi “</span><em>staj yapmayana iş yok</em><span>” kavramı var değil mi? Aslında fena bir şey değil, eğer şanslıysan ve staj bulabiliyorsan(dikkat iş değil, para pul istemeden gönüllü kölelik durumu) yaptığın stajlarla yeni sektörler, yeni insanlar tanımak, ilgi alanlarını keşfetmek gençler için iyi bir fırsat bile sayılabilir. Altını çizmek gerekir ki çoğu gencimiz üniversiteye girerken kendi yeteneklerini tam olarak farkına varmadan anne babasının isteğine göre veya o dönem moda diye okuduğu bölümü seçiyor. Ama benim kafama takılan, acaba 18-19 yaşlarında “çalışma hayatının” gailesine kendini kaptıran gençler kültürel etkinliklere gerekli zamanı ayırabiliyorlar mı? Kendilerini sadece iş alanında değil de insan olarak en fazla geliştirebilecekleri dönemlerinde bu avantajlarının farkına varıyorlar mı? Ya da varabiliyorlar mı?</span></p>
<p class="MsoNormal"><span><img class="aligncenter" src="http://site.mynet.com/sevimkoken/mynet_resimlerim/sinav.jpg" alt="" width="550" height="373" /><br />
</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Sinemaya, tiyatroya gidip, internette okudukları alanda neler oluyor neler bitiyor gibi konulara kafa yoruyorlar mı? Yoksa sinemayı, tiyatroyu, kitabı geçtim acaba interneti chat yapmak dışında herhangi bir araştırmayı okumak ve dünyada olup bitenden haberdar olmak için kullanıyorlar mı? <span> </span>Türkiye 16 milyondan fazla internet kullanıcısıyla dünyada 16. pazar olarak öne çıkarken, devamlı gelişiyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun araştırmasına göre 15-24 yaş aralığındaki gençler interneti ilk sırada sohbet amaçlı, ikinci olarak da oyun oynamak için kullanıyorlar. Bu eğilim paralelinde Facebook internet komüniteleri içinde Türk kullanıcılar dünyada 4. sırada yer alıyorlar. Diğer yandan son yapılan bir araştırma(*) üniversiteli gençlerin %46’sının bir yıl içerisinde en fazla 5 tane kitap okuduğunu ortaya koyuyor. Araştırmada okumanın önündeki en önemli engel olarak “</span><em>maddi imkansızlıklar yüzünden okurken çalışmak zorunda olmak</em><span>” %35’lik seviyesi ile en önemli etken olarak öne çıkmış. Tabii bu sonuçla yazının içeriği de biraz değişiyor. Türkiye öyle bir tezatlıklar ve de eşitsizlikler ülkesi ki&#8230; Bazı şanslı gençler az önce bahsettiğimiz gibi staj yapıp, kendilerini kariyer anlamında daha avantajlı duruma getirme derdindeyken, maalesef çoğu gencimiz de araştırmada da ortaya çıktığı gibi muhtemelen okudukları bölümle alakası olmayan işler yaparak çalışmak zorundalar. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Bu durum karşılaştırmalı istatistiklerde de açıkça görülüyor, öyle ki AB istatistiklerine bakıldığında Türkiye’nin genç ve çocuklara yaptığı finansal yardım genel kamu harcamalarının yaklaşık %5.8 civarı olarak hesaplanırken, Türkiye’den daha kötü durumdaki Çek Cumhuriyeti, Estonya, Malta gibi ülkeler gelmektedir. Yüksek refah seviyesi ile öne çıkan Kuzey ülkeleri de kamu harcamalarından gençlerin eğitim finansmanına en fazla pay ayıran ülkeler olarak öne çıkıyor. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span><img class="alignleft" src="http://www.missouridevelopment.org/upload/youth_dev.jpg" alt="" width="338" height="471" />Burada altını çizmek gereken maalesef ülkemizde yaşam şartları gerçekten zor ve adil değil. </span><a href="http://www.chatterboxtr.com/bir-turk-gencinin-vizyonu/" target="_blank">Gençler eğer bir üniversiteye girmişlerse, çeşitli nedenlerle gerekli donanımı almadan çıkıyor.</a><span> Bu ülkede eline iğne almadan mezun olan binlerce hemşire, bilgisayar görmeden bilgisayar mezunu olan binlerce genç insan var. Bu durum tabii ki onların hatası değil. Hatırlamamız ve de hatırlatmamız gerekir ki, “<em>Türkiye Cumhuriyeti laik ve sosyal bir hukuk devletidir</em>”. Sosyal devlet (**) olmanın bir şartı da vatandaşın eğitim hakkını “hakkıyla” kullanmasından ve geleceğe güvenle bakmasını sağlamaktan geçer. Toplanan vergilerin karşılığı geleceğe en önemli yatırım olan eğitim için değil de kısa vadeli faydalar için kullanılıyorsa ve her zaman bütçede ilk kısıntıya gidilen kalem yatırımlar oluyorsa, söylemek gerekir ki gelecek kuşakları daha da zor şartlar beklemekte. Yıllardır yapılan hatalar, kısa vadeli bakış açısı, boşa harcanan paralar, ulusal bir eğitim politikasından yoksunluk ve gelecekten korkan çocuklar, gençler… </span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Öyle komiğime gidiyor ki; ülkede sanki her şey bir anda oluyormuş gibi başladılar tartışmaya: “Bize neler oluyor? Nedir bu şiddet?” diye… Yıllardır eğitimsiz bırakılan insanlara, sadece öğretim alıp eğitilmemiş insanlara olanlar oldu zaten, bu saatten sonra bunları konuşmak boş ve gereksiz. Önümüzdeki dönemde sosyal hak ve adalet dağıtımı açısından Türkiye’yi daha da zorlu günlerin beklediğini düşünüyorum ta ki vatandaşının eğitim ve öğretim hakkını en iyi şekilde sağlamanın, bu yönde yatırım yapmanın ekonomik ve sosyal gelişme için olmazsa olmaz olduğunu anlayan bir anlayış gelene kadar&#8230; </span></p>
<p class="MsoNormal">
<h6><span style="font-weight: normal;"><em>*Erzurum Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi ile Ankara Üniversitesi Sosyoloji bölümü tarafından yapılan &#8221;Üniversite Öğrencilerinin Okuma Alışkanlığı: Ankara Üniversitesi Örneği&#8221; konulu bilimsel çalışmadan alınmıştır.</em></span></h6>
<h6><span style="font-weight: normal;"><em>** Anayasa Mahkemesi&#8217;nin 16-27 Eylül 1967 tarih ve K.1967/29 sayılı Kararında Sosyal Devlet kavramı şöyle açıklanır:&#8221;(Sosyal devlet) &#8230; ferdin huzur ve refahını gerçekleştiren ve teminat altına alan, kişi ve toplum arasında denge kuran, emek ve sermaye ilişkilerini dengeli olarak düzenleyen, özel teşebbüsün güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayan, çalışanların insanca yaşaması ve çalışma hayatının kararlılık içinde gelişmesi için sosyal, iktisadî ve malî tedbirler alarak çalışanları koruyan, işsizliği önleyici ve millî gelirin adalete uygun biçimde dağılmasını sağlayıcı tedbirler alan adaletli bir hukuk düzeni kuran ve bunu devam ettirmeye kendini yükümlü sayan, hukuka bağlı kararlılık içinde ve gerçekçi bir özgürlük rejimini uygulayan devlet demektir.</em></span></h6>
<p><span style="font-weight: normal;"><em><em>Bu yazı </em><a href="http://www.chatterboxtr.com/"><em>ChatterBoxtr.com</em></a><em>‘da yayınlanmak üzere Gülay Elif Girgin tarafından yazılmıştır.</em></em></span></p>
<p><span style="font-weight: normal;"><em><img class="aligncenter" src="http://www.chatterboxtr.com/wp-content/writers/gulayelifgirgin.png" alt="" width="575" height="125" /><br />
</em></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.chatterboxtr.com/universiteli-olsan-bir-dert-olmasan-bir-dert/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sıraya Girin, Staj Var!</title>
		<link>http://www.chatterboxtr.com/siraya-girin-staj-var/</link>
		<comments>http://www.chatterboxtr.com/siraya-girin-staj-var/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 11 May 2009 07:47:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Afşın Avcı</dc:creator>
				<category><![CDATA[Featured]]></category>
		<category><![CDATA[Headline]]></category>
		<category><![CDATA[Kariyer]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenci]]></category>
		<category><![CDATA[staj]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.chatterboxtr.com/?p=238</guid>
		<description><![CDATA[Kaner Atakan Türker &#8211; Üniversitede 3-4. sınıf öğrencisiyseniz staj yapmak için olgun meyve kıvamına gelmişsiniz demektir. Ama bu o kadar da kolay değil. İşte tam şimdi kendinizi hiç kimseye kanıtlamak zorunda olmadığınız kadar göstermek zorundasınız. Gülünç duruma düşmek, hatta kimi zaman aptal yerine konmak pahasına da olsa&#8230; Staj başvurusu için internet üzerinden CV oluşturdunuz. Başvuruda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Kaner Atakan Türker</strong></em> &#8211; Üniversitede 3-4. sınıf öğrencisiyseniz staj yapmak için olgun meyve kıvamına gelmişsiniz demektir. Ama bu o kadar da kolay değil. İşte tam şimdi kendinizi hiç kimseye kanıtlamak zorunda olmadığınız kadar göstermek zorundasınız. Gülünç duruma düşmek, hatta kimi zaman aptal yerine konmak pahasına da olsa&#8230;</p>
<p class="MsoNormal"><span>Staj <a href="http://www.chatterboxtr.com/is-arayisina-odak-degistirerek-baslamak/" target="_blank">başvurusu</a> için internet üzerinden CV oluşturdunuz. Başvuruda bulunmadan önce bir önyazı yazmanız bekleniyor. Örneğin ben, her şirketin bu yazılara özel önem verdiğini düşünüp her biri için ayrı yazı yazıyordum, sektörlerinin neden ilgimi çektiğini açıklamaya çalışıyordum. Meğer staj arama/bulmada &#8220;kariyer&#8221; yapmış öğrenciler daha kolayını bulmuş: Aynı önyazıyı şirket ismini değiştirerek copy+paste etmek. Yani önyazı olarak &#8220;X şirketini istiyorum çünkü bu sektörün önünün açık olduğunu düşünüyorum&#8221; yazmak ve X harfini değişken (şirket adı) olarak kullanmak yeterli. Size &#8220;hangi sektör&#8221; diye özel soru mu gelecek canım, nasılsa onun için “önü açık&#8221; dediniz bir kere!</span></p>
<p class="MsoNormal"><span><a href="http://www.chatterboxtr.com/wp-content/uploads/2009/05/a-dan-z-ye-mulakat-is-gorusmesi.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-239" title="a-dan-z-ye-mulakat-is-gorusmesi" src="http://www.chatterboxtr.com/wp-content/uploads/2009/05/a-dan-z-ye-mulakat-is-gorusmesi.jpg" alt="a-dan-z-ye-mulakat-is-gorusmesi" width="490" height="374" /></a><br />
</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Beni en çok şirket mülakatları eğlendiriyor, hele hele grup mülakatıysa! Bir de vaka çalışması varsa değmeyin keyfime! Vaka çalışmalarında genelde bir grup adaya bir vaka verilerek bunu aralarında tartışmaları isteniyor. Ancak bazı adaylar kendilerini göstermek adına işi o kadar ciddiye alıyor ki, adaylar arasında kılıçlar çekilip ve bu adaylar birbirlerini haksız duruma düşürmeye çalışıyorlar. Çünkü bilinçaltlarında, eğer haklı çıkarlarsa, kazanacak ve staja bir adım daha yaklaşacaklardır. Bir de böyle mülakatlarda mutlaka &#8220;lider potansiyelini&#8221; ortaya koymak için yanıp tutuşan birileri var. Böyleleri alır sazı eline, başlarlar konuşmaya. Hatta bazen hızlarını öyle alamıyorlar ki, örneğin -yaşanmıştır- gözlerini kısarak, bir tarafta tartışmayı izleyen İK gözetmenine çaktırmadan bakıp, hafif bir kahkaha atıp, ellerini iki yanına açıp &#8221; Arkadaşlar ama şirket yönetiyoruz burdaaağğğ!&#8221; der. Bunu yaparkenki amaç, vakayı nasıl da sahiplendiğini göze sokabilmektir.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Sıradan grup mülakatları da oldukça eğlenceli oluyor. Burada ilk sırada olan kendini oldukça şanssız hissederken -çünkü diğerleri konuşurken onların söylediklerinden hatırladığı ancak kendisi konuşurken söylemeyi unuttuğu şeyler muhakkak ki olacaktır- son sıradakiler tam tersine kendilerini oldukça şanslı hisseder -çünkü diğerlerinin konuşmalarını dinlerken bahsedebileceği daha çok şeyi hatırlama opsiyonu oluyor.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span><a href="http://www.chatterboxtr.com/wp-content/uploads/2009/05/3422742906_5e4430cf65.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-240" title="3422742906_5e4430cf65" src="http://www.chatterboxtr.com/wp-content/uploads/2009/05/3422742906_5e4430cf65.jpg" alt="3422742906_5e4430cf65" width="500" height="286" /></a><br />
</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Staj ya da iş&#8230; Mülakatlar her zaman sancılı süreçlerdir. İnsan bazen stajı kapma hırsından saçmalar ve samimiyetin dozunu ayarlayamaz hale gelir. Örneğin, niçin Doğan Yayın Holding&#8217;de staj yapmak istediği sorulan bir aday &#8220;Çünkü ben okumayı 2 yaşında Hürriyet gazetesiyle öğrendim&#8230;&#8221; gibi duygusal bir cevap verebilir -yaşanmıştır.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Gerçi bütün suçu adayların üzerine atmak haksızlık olur, çünkü bazı sorularda absürdlük sorunun  doğasında var, soru kendiliğinden yalan cevabı doğuruyor. &#8220;Neden şirketimizde staj yapmak istiyorsunuz?&#8221; diye sorulunca hangi babayiğit çıkıp da dürüstçe &#8220;Çünkü en iyi stajyer maaşını siz veriyosunuz&#8221; veya &#8220;Çünkü bu staj CV&#8217;me çok yakışacak, biliyorum&#8221; diyor ki? Tabii ki burada cevap doğrudan &#8220;Çok iyi ve başarılı bir şirket olduğu için&#8221; yalanıdır. Halbuki asıl sebep şirketin başarılı olması değil, &#8220;tamamen duygusal&#8221;dır.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Bir diğer iç daraltıcı soru da &#8220;Boş zamanlarınızda neler yapıyosunuz?&#8221; sorusu. Bu tarz soruların cevabı pek tabii ki değişmez; &#8220;Kitap okuyorum&#8221;. Aday isterse çocukluğunda okuduğu kitaptan bahsediyor olsun, bir kere eline bir şey almış olması, kendisinde bu cevabı yapıştırma hakkı görmesinde yeterli. Hatta bazıları &#8220;Mutlaka kitap okumalıyız&#8221; kadar düşük seviyeli cümleler kurup sosyal mesaj da verdiklerine inanarak staja bir adım daha yaklaştıklarını düşünüyor -evet&#8230; Bu da yaşanmıştır. Oysa asıl önemli olan orijinal olabilmek.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Örneğin, bir mülakat sırasında karşılaştığım &#8220;Kitap okuyor musunuz?&#8221; sorusuna, &#8220;Bütün ders kitaplarıma ek olarak fazla okumuyorum çünkü artık gözlerim yoruluyor. Onun yerine resim yapıyorum&#8221; demişliğim var. İK direktörü bu cevabımı not etti, ama hangi amaçla bilemiyorum.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span><img class="aligncenter" src="http://www.tantur.com.tr/uploads/flatpage/pictures/4.jpg" alt="" width="476" height="321" /><br />
</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Toparlamak gerekirse, hırslı adayların çabalarını takdir etmek gerekiyor. Fakat mülakat sırasında otokontrollerini kaybedip ve kendilerine dışarıdan bakamıyorlar. Tavsiyem kendilerine herhangi bir şirketin İK departmanından bir arkadaş bulup, adayların nasıl komik duruma düştüklerini bir de onlardan dinlemeleri. Zira saçmalayan adaylarımızın karşısında onları ciddiyetle dinleyen yetkililerimiz, perde arkasında oldukça eğlenmekte ve adaylarla oldukça dalga geçmekte&#8230; Bir şeyi çok istemek tabii ki çok saygı duyulası bir şey, ama bunu komik durumlara düşmeden halletmek gerekir.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span><em>Bu yazı </em><a href="http://www.chatterboxtr.com/"><em>ChatterBoxtr.com</em></a><em>‘da yayınlanmak üzere Kaner Atakan Türker tarafından yazılmıştır.</em></span></p>
<p class="MsoNormal"><span><em><img class="aligncenter" src="http://www.chatterboxtr.com/wp-content/writers/kaneratakanturker.png" alt="" width="575" height="125" /><br />
</em></span></p>
<p class="MsoNormal"><span><em><br />
</em></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.chatterboxtr.com/siraya-girin-staj-var/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

